Yazar: Tamer Atsan

Türkiye motosiklet pazarı 389 binden fazla satış adediyle 2006 yılında ulaştığı rekor seviyeden bu yana eski günlerini arar oldu.

2006 yılından bu zamana kadar, vergilerdeki zamlar, yeni çevreci standartlar ve ağırlaşan ekonomik koşullar ve döviz kurlarındaki tırmanış  nedeniyle sektör giderek daralıyor ve zor günler geçiriyor.

2018 yılının haziran ayı itibariyle Türkiye’de trafikte bulunan toplam 22,5 milyon motorlu aracın 3,2 milyonu motosikletlerden oluşuyor. Yaklaşık 81 milyon nüfuslu Türkiye’de her 100 kişiden 4’ü motosiklet sahibi, Son 10 yıldır her yıl yaklaşık 170 bin civarında yeni motosiklet trafiğe çıkıyor ve 53 bin civarında motosikletin trafikten kaydı siliniyor.

Türkiye motosiklet pazarının %90’a yakını 250 cc ve altı motosikletlerden oluşuyor.

Son 10 yıldır satışı yapılan 19’u yerli olmak üzere toplamda 43 marka bulunuyor.

Her şeye rağmen Avrupa’nın 2.büyük nüfusuna sahip Türkiye 31,2 yaş ortalaması, 8,333 km kıyı şeridi uzunluğu, giderek artan konforlu yolları, giderek sıkışan şehir trafiği ve otopark alanları sebebiyle motosiklet kullanmak için ideal bir ülke.

Devamını Oku

Elbette motosiklet başlı başına  her anı heyecan dolu bir tutku. Zaten hiç risk ve heyecan olmasa bu kadar cezbedici olmazdı ama kullandıkça anlıyorum ki bazı farklı duygular var bu işin içinde, sanki “gizli bir kardeşlik” var motoru keyif için kullananlar arasında, birbirlerine olan saygıları, yardımlaşmaları, selamlaşmaları, otomobilde hiç alışık olmadığımız yol vermeleri. Bu benim için çok anlamlı, birbirini hiç tanımayan ama aynı tutkuyu paylaşmaktan dolayı birbirine değer veren, saygı duyan bir topluluk, bu yüzden motora binmenin dışında çok daha fazla seviyorum bu olguyu ve bu topluluğun bir üyesi olmayı.

Devamını Oku

İnanamıyorum!! her geçen gün sayıları artıyor, özellikle bağdat caddesi gibi etrafında bir çok insanın bulunduğu caddelerde, daha çok sıcak havalarda ve çoğunlukla yarış motosikletleri sürücülerinde, altlarında en az 1000 cc’lik motorlar ve kollarına takılmış kasklar…

Şu mesajı vermeye mi çalışıyorlar acaba? Bu güçlü motora binme cesareti gösteren kişi benim üstelik  kaskım da var ama takmama hiç gerek yok çünkü ölmek bana vız gelir!!

Değerli sürücü kardeşlerim, en ufak bir düşme neticesinde vücudumuzdaki en riskli bölge kafamız dır, lütfen hava sıcaklığı ne olursa olsun kaskımızı takalım böylece sağlıkla uzun yıllar motor keyfini yaşayalım.

 

Devamını Oku

Nereye doğru gittiğimizi bilmeden bir yolculuk halindeyiz. Etrafımızdaki şartlar sürekli değişiyor. Gelecekle ilgili hiçbir şey belli değil, dün üzüldüğümüz bir konu bugün önemini tamamen yitirebiliyor. Bu bilinmeze olan yolculukta sürekli olarak şartlara uyum sağlamaya gayret ediyoruz. Bu değişkenlere ne kadar çabuk uyum sağlayıp bakış açımızı değiştirebilirsek o kadar az yıpranıyoruz. Değişimlere uyum sağlamakta ne kadar gecikirsek o kadar çok zarar görüyoruz.

Bu değişken karmaşa içerisinde sürekli tutunacak bir şeyler arama gayretindeyiz, aile, dostlar, iş, hobiler. Tüm bunlar esasında bizim mutlu, huzurlu ve keyifli bir hayat sürebilmemiz için bir arayış, ama esas arayış kendimize bir hayat amacı bulma gayretimiz, sabahları yataktan kalkarken bizi motive edecek, bizi yaşamaya teşvik edecek bir amaç!!

Dilimin döndüğünce insanların bu dünyada kalan vakitlerini mükemmel geçirmeleri için içlerinde bekleyen küçük çocuğu harekete geçirmeye gayret ediyorum.

Benim için kişisel motivasyon ve motosiklet tutkusu iç içe geçmiş durumda, kişisel motivasyon sizin için motosiklet tutkusu olmayabilir, herhangi başka bir hobi de aynı işlevi görebilir, önemli olan onun ne olduğunu bulmanız ve mümkün olduğunca ona vakit ayırmanız.

Devamını Oku

YİNE ÇOK SICAK bir yaz mevsimi yaşıyoruz, maalesef bu sıcaklar yüzünden yollarda birçok kasksız ve korumasız motosiklet sürücüsü görüyorum. Bu işin şakası yok! Ufacık bir temas neticesinde yere doğru savrulduğunuzda eğer olması gereken ekipmanlarınız yoksa veya bir kısmı eksikse çok büyük bir risk altındasınız. Bu konuyu birçok insan ancak yaşayarak öğreniyor umarım sizde bu şekilde öğrenmek zorunda kalmazsınız.

“MOTORCU BAKIMLIDIR, FİTTİR!”

Benim bunca yıllık tecrübem neticesinde çok net durum şudur: Motosiklet binicisi daha uzun yıllar motosiklet keyfini yaşamak için kendisine dikkat eder, otomobil kullanıcısından çok daha fazla bilinçlidir ve konsantrasyonu tamdır. Ayrıca motosiklet binicisi eğitimlidir, frenleme aşamasına gelmeden evvel alınması gereken tüm önlemleri alır, algıları daima açıktır.

Motosiklet tutkusu insanlarda şöyle bir endişe yaratıyor, eğer kendime iyi bakmazsam ileriki yaşlarda motosiklete binemem!

İşte bu yüzden motosiklet kullanıcıları normal insanlara göre daha çok spor yaparlar, daha çeviktirler, her an her türlü tehlikeye karşı hazır olmak zorundadırlar. Bu şekilde yaşayarak hayatları çok daha sağlıklı geçer, üstelik bu sayede motosiklet tutkusunu 70-75’li yaşlara taşıyabilirler.

İşte motosiklete binmenin bir başka nimeti, hayat boyu mecburen sağlıklı ve fit olmak!

Bu ayki konuğum Honda VFR800X Crossrunner. Honda Türkiye’nin özellikle test etmemi istediği ve uzun süredir merak ettiğim Crossrunner ile Honda’nın en büyük bayilerinden Derindere Ataşehir’de buluştuk.

Sıvı soğutmalı, 4 zamanlı, DOHC90, V4, 16 supaplı, 782 cc motor hacmine sahip olan bu motor 107 HP gücünde, maksimum tork 8500 d/d’da 77 Nm. Yakıt kapasitesi 20.8 lt, sele yüksekliği 835 mm ve ağırlığı 244 kg.

Honda bu motosiklet ile mükemmel performans ve sürüş konforunu birleştirmiş.

Özellikle özgürlüğüne düşkün, gezmeyi seven motosiklet tutkunlarının gerek şehir içi gerekse şehir dışı uzun yolculuklarında ihtiyacı olan performans sağlayacak çekiş gücü yüksek V4 VTEC motor, konforlu süspansiyon ve alüminyum şaseye sahip.

Bununla birlikte Honda mühendislerinin titizlik ile üzerinde durduğu güvenlik konusu için ön ve arka disk frenleri kombine edilmiştir ve ABS fren sistemi her daim devrede.

Crossrunner, bende azgın bir boğaya çağrıştırdı, akselerasyon çok iyi, ani frenlemeler çok emniyetli ve sürücüye müthiş bir güven veriyor. 244 kg ağırlığına rağmen sanki altınızda 140 kg’lık bir scooter var sanki, motor size çok hafifmiş hissiyatı veriyor, buda özellikle trafikte çok rahat etmenizi sağlıyor.

Crossrunner, son zamanlarda Polis Teşkilatı’nın da tercihi olmuş durumda, bu da şehir içi ve dışında uygun bir motor olduğunun teyidi.

Bir haftalık beraberliğimizde daha çok İstanbul’un Boğaz kıyılarında dolaştım, çevre yolları ve şehir içi trafiğinde epey zorlandım, virajlardaki dengesine hayran kaldım.

Crossrunner ile ilgili tek dikkat edilmesi gereken konu şehir içi trafiğinde çok fazla vakit geçirirseniz makine biraz ısınıyor, özellikle yazın tam ekipman giyinmişseniz ve trafiğe takılırsanız motordan yukarı doğru bir ısı akımı başlıyor, bu da bazı sürücülerde rahatsızlık yaratabilir.

SONUÇ

Honda’nın Advanture serisinin üyesi olan Crossrunner ile insan şehirden vakit kaybetmeden uzaklaşmak istiyor. Görüntüsüyle, gücüyle ve kıvraklığı ile oldukça başarılı bir motor dizayn etmiş Honda mühendisleri, hayran kalmamak elde değil.

Sevgiyle kalın…

 

 

Devamını Oku

Honda NC750X süper bir motor, özellikle şehir için ve yakın çevre için ideal bir seçim. Honda’nın DCT şanzımanından en çok keyif aldığım deneme sürüşü bu motor ile oldu.

Yaz aylarında beklenenden daha hızlı bir giriş yaptık, Ramazan ve erken seçim telaşı derken haziran geldi, sanki zaman çok daha hızlı geçmeye başladı ya da sadece bana öyle geliyor…

Ilık bir kış geçirdik, böylece motosikletten çok kopmadık, eskiden kış gelince yazı, yaz gelince kışı özlerdim ama bu yaşlarımda kış ayları pek ilgimi çekmiyor artık.

Nereye doğru gittiğimizi bilmeden bir yolculuk halindeyiz. Etrafımızdaki şartlar sürekli değişiyor. Gelecekle ilgili hiçbir şey belli değil, dün üzüldüğümüz bir konu bugün önemini tamamen yitirebiliyor. Bu bilinmeze olan yolculukta sürekli olarak şartlara uyum sağlamaya gayret ediyoruz. Bu değişkenlere ne kadar çabuk uyum sağlayıp bakış açımızı değiştirebilirsek o kadar az yıpranıyoruz. Değişimlere uyum sağlamakta ne kadar gecikirsek o kadar çok zarar görüyoruz.

Bu değişken karmaşa içerisinde sürekli tutunacak bir şeyler arama gayretindeyiz, aile, dostlar, iş, hobiler. Tüm bunlar esasında bizim mutlu, huzurlu ve keyifli bir hayat sürebilmemiz için bir arayış, ama esas arayış kendimize bir hayat amacı bulma gayretimiz, sabahları yataktan kalkarken bizi motive edecek, bizi yaşamaya teşvik edecek bir amaç!

Dilimin döndüğünce insanların bu dünyada kalan vakitlerini mükemmel geçirmeleri için içlerinde bekleyen küçük çocuğu harekete geçirmeye gayret ediyorum.

Benim için kişisel motivasyon ve motosiklet tutkusu iç içe geçmiş durumda, kişisel motivasyon sizin için motosiklet tutkusu olmayabilir, herhangi başka bir hobi de aynı işlevi görebilir, önemli olan onun ne olduğunu bulmanız ve mümkün olduğunca ona vakit ayırmanız.

Bu ayki konuğum Honda NC750X (DCT). 2 silindirli, sıvı soğutmalı, 4 zamanlı, SOHC, 8 supaplı, 745 c hacme sahip bu motor 54.8 HP gücünde, maksimum tork 4750 devir/dakika 68 Nm, yakıt kapasitesi 14,1 litre, sele yüksekliği 830 mm ve ağırlığı 230 kg. Şanzıman DCT 6 Vitesli çift kavramalı.

Honda’nın üst düzey şehir içi motosikleti daha güçlü ve maceraperest bir görünüme bürünmüş. Yüksek torka sahip paralel çift silindirli motor, uzun yol için de geliştirilmiş süspansiyonu, önde bulunan bagaj bölmesi, kişiselleştirilmiş renk seçenekleri olan LCD göstergesi ve LED aydınlatmaları ile dikkat çeken NC750X’de, iki seviyeli ‘Honda Seçilebilir tork kontrol sistemi (HSTC) 2018 yılında standart donanım olarak sunmuş.

Şehir içinde mükemmel performans…

NC750 X beklentilerimin önünde bir motor olarak karşıma çıktı, uzun süredir uzaktan takip ettiğim bu ilginç makineyi biraz ön yargılı baktığımı anladım! NC750X ile 10 gün beraber olduk, İstanbul’da Avrupa ve Anadolu yakasında gitmediğim yer kalmadı desem yalan olmaz, şehir içinde mükemmel bir performansı var, dengesi, hızlanması, viraj kabiliyeti, DCT vites geçişleri ve ayna açıları harika! Söylenecek tek bir şey var “BRAVO”…

Bu kadar seri ve dengeli bir makine Scooter kavramını tehlikeye atıyor bence, bugüne kadar şehir içi motor kullanımında sadece otomatik vites diye Scooter tercih eden insanlar eğer bir fırsat bulup NC750 X (DCT) denemesi yaparlarsa inanın ertesi gün gidip bu makineyi satın alırlar.

Şehir dışı performans…

Şehir dışı biraz geniş bir kavram farkındayım, ben NC750X ile bir gün Poyrazköy’e ertesi gün Şile ve Ağva’ya gittim. Poyrazköy yolu gayet keyifliydi, orman içindeki yolda motor kullanmak her zaman büyük keyif. Tatlı ve puslu bir ilkbahar havası, nefis çiçek kokuları ve bu güzel ortamda motorla virajlara girmek mükemmel bir duygu, mutlaka herkese tavsiye ederim. Poyrazköy yolculuğumun amacı dergi için fotoğraf çekimiydi, çok eğlendik, ihtiyacımız olan kareleri çektikten sonra köyün üst kısmında bulunan çay bahçesinde kahvelerimizi içtik ve dönüşe geçtik.

Esas zor olan ertesi gün yaptığım Şile-Ağva yoluydu, cumartesi sabah 09:00’da Bilge kardeşimle çıktığımız bu yol iki etaptan oluşuyordu, birinci kısmı Şile’ye kadar otoyol, sonrasında yine orman içi yolundan Ağva.

NC750X her ne kadar enduro görünümüne sahip olan ve gayet güçlü 750 cc motorlu bir motosiklet olsa da benim boyumda (187 cm) ve benim kilomda (84 kg) birisi için uzun yolda biraz yorucu olabiliyor. Özellikle Ağva dönüşünde yorulduğumu hissettim. Bu sebeple motor sahibi olurken dikkat edilmesi gereken en kritik konu boyunuz ve kilonuz. Benden biraz daha kısa boylu ve daha hafif sürücüler için bu makine her yolda ideal olabilir ama bana uzun yollarda yüksek bir enduro daha fazla hitap ediyor ve daha az yoruyor.

Sonuç

Honda NC750X süper bir motor, özellikle şehir için ve yakın çevre için ideal bir seçim. Honda’nın DCT şanzımanından en çok keyif aldığım deneme sürüşü bu motor ile oldu. Benim bugüne kadar test ettiğim DCT’lerde rahatsız olduğum gazın ilk tepkimesi sıkıntısı bu motorda tamamen ortadan kalkmış ve ilk harekete geçiş çok yumuşak bir hale gelmiş. Her zaman manuel vites kullanmayı tercih eden bir sürücü olarak ilk defa “acaba DCT’li bir motor mu alsam?” sorusu aklıma geldi.

Sevgiyle kalın…

Devamını Oku

Motosiklete hangi mevsim binersek binelim çok önemli bir kural vardır!

Çeşitli markaların düzenlediği motorsiklet sürüş kurslarında da bu temel kuralı öğretmeye ve benimsetmeye çalışırlar.

Motorsiklet kullanırken eğer ileri doğru bakabilirseniz ve gerçek odağınız ileride bir nokta ise O noktadan size doğru olan herşeyi farkeder ve önlem alırsınız, örnek olarak 30 metre ileride parketmiş bir aracın kapısının açılıyor olması, yine parketmiş bir aracın tekerlerinin yola doğru dönmeye başlaması, ıslak zeminler, kırmızıya dönmeye hazırlanan trafik ışıkları vs.

Ama sadece 1 metre önünüze baktığınızda bu tip değişimlerin hiç birini farketmez ve önlem alamazsınız, bu durumları farkettiğiniz anda yapacağınız ani frenlemeler ve ani dönüşler çok ciddi risk demektir.

Tamer Atsan

Devamını Oku

Motor kullanımının özellikle İstanbul’da riskli olduğunu Kabul ediyorum ancak bunun yanında bazı önemli avantajlarınında altını çizmek çizmek lazım, kısaca belirtirsek zamandan ve paradan tasarruf sağlar, özellikle İstanbul gibi metropollerde otomobil yerine motorsiklet tercih ederseniz en az %50 zamandan, %50 yakıttan tasarruf edersiniz. Üstelik otomobil içerisinde trafik sıkışıklığı insanların sinir sistemini negatif olarak etkilerken aynı yolu motor ile yapıyorsanız tam tersine  keyif ve mutluluk kaçınılmazdır. Bunlara ilave olarak gittiğiniz yerde  park yeri arama problemi de yaşamayacaksınız!! Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

Devamını Oku

Trafikte son zamanlarda çok daha büyük bir tehlike giderek herkesin can güvenliğini tehdit ediyor, cep telefonu kullanımı!

Akıllı telefonlarda büyük bir artış yaşanması ile birlikte araç sürücüleri mesajlarına bakmak, trafikte vakit geçirmek, yolda mesaj göndermek, haberleri incelemek vs sebeplerle sürekli telefonlarına bakıyorlar. Araç kullanırken telefona konsantre olmak ve dikkatin dağılması çok tehlikeli.Bu tehlike araç içinde seyredenlerden daha çok yayalar ve  motosikletler için geçerli.Bu konuda acil olarak bilinçlenmeye ihtiyacımız var.

Devamını Oku

Motor kullanmak için en ideal mevsim ilkbahar ve sonbahar.

15-25 derece arasında üşümeden ve terlemeden motora binmek mümkün, üstelik doğanın bize sunduğu çeşitli çiçek ve bitki kokuları sürüşümüze ayrı bir keyif katıyor.

Bununla birlikte bahar bile olsa her zaman hafif çiseleyen yağmurdan veya çok şiddetli yağmurdan kaçınmak gerekiyor, bu tip şartlarda motor üzerindeyken bizi hayata bağlayan lastiklerin yola tutunma güçleri çok zayıflıyor.

Havanın 4 derecenin altında olduğu şartlar ise çok tehlikeli çünkü yerde buzlanma başlıyor, mümkünse motora hiç yanaşmayalım.

Her ne koşulda motora binersek binelim olmazsa olmaz ekipmanlar var, bu ekipmanları kullanmaya üşenmemek çok önemli, hava şartları ne olursa olsun bunu ihmal etmemeliyiz, İyi bir kask, omuz, bel ve dirsek korumalı mont, eldiven, dizlik ve korumalı bot.

Yaz mevsiminde tüm bu ekipmanı 30 derece ve üzerindeki sıcaklıklarda giymek çok kolay değil, kabul ediyorum ama ufak bir düşmede bile ne kadar hayati önemi olduğunu hemen anlayabilirsiniz.

Devamını Oku