Yazar: Tamer Atsan

Hep birlikte kabul edelim, motorsiklet kullanmak tehlikeli özellikle Türkiye’de yaşıyorsanız.

Bu ülkede trafik ile ilgili katetmemiz gereken çok yol var, yapılması gereken çok iş var, alınması gereken çok önlem var.Trafiğe çıkan tüm araç sürücülerinin ve yayaların bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Bırakın trafikte motor kullanıcılarına saygıyı, Türkiye’de insanların hiçbir yerde birbirlerine saygısı ve sevgisi yok, zaten problem de bu!!

Ancak bunu aşarsak ve üzerine ciddi bir eğitim koyarsak işte o zaman yavaş yavaş iyileşme başlayacak.

Özetle Sevgi, Saygı ve Eğitim!!!

Devamını Oku

Yamaha TMAX DX, 2018 modellerinde gerçekleştirilen makyajla daha da yakışıklı olmuş. Ayrıca teknolojik gelişmelerden de nasibini en iyi şekilde alarak çok daha güvenilir bir motosiklet olmayı başarmış.

Kış Aylarının Etkilerini tam anlamıyla yaşamadık bu yıl, motosiklet kullananlar için böyle hafif bir kış geçirmek iyiydi belki ama umarım önümüzdeki günlerde kuraklık ve hastalık çekmeyiz.

Ülkemizin içinde ve dışında yaşanan olaylardan dolayı kimsenin tadı yok maalesef. Motosiklet ideal bir kaçış esasında, böyle kasvetli günlerde tüm sıkıntılardan, her türlü dertten ve tasadan uzaklaşmak için! Umarım geleceğe umutla bakabileceğimiz günler geri gelir…

“İleri doğru bakmak”
Motosiklete hangi mevsim binersek binelim çok önemli bir kural vardır! Çeşitli markaların düzenlediği motosiklet sürüş kurslarında da bu temel kuralı
öğretmeye ve benimsetmeye çalışırlar.

Motosiklet kullanırken eğer ileri doğru bakabilirseniz ve gerçek odağınız ileride bir nokta ise, o noktadan size doğru olan her şeyi fark eder ve önlem alırsınız. Örnek olarak 30 metre ileride park etmiş bir aracın kapısının açılıyor olması, yine park etmiş bir aracın tekerlerinin yola doğru dönmeye başlaması, ıslak zeminler, kırmızıya dönmeye hazırlanan trafik ışıkları vs.

Ama sadece 1 metre önünüze baktığınızda bu tip değişimlerin hiç birini fark etmez ve önlem alamazsınız, bu durumları fark ettiğiniz anda yapacağınız ani frenlemeler ve ani dönüşler çok ciddi risk demektir.
Bu ayki konuğum Yamaha TMAX DX…
2 silindir, sıvı soğutmalı, 4 zamanlı, DOHC, 4 supaplı, 530 cc hacme sahip bu motor 45 HP gücünde, maksimum tork 5250 d/d’da 53 Nm, yakıt kapasitesi 15 lt, sele yüksekliği 800 mm ve ağırlığı 216 kg. 2001 yılında ilk defa piyasaya çıkan Yamaha’nın bu ikonik spor Scooterı 2018 modellerinde gerçekleştirilen makyajla daha da yakışıklı olmuş. Teknolojik gelişmelerden de nasibini en iyi şekilde alarak çok daha güvenilir bir motosiklet olmayı başarmış.

Bu sebeple 15 yıldır toplam 233 bin adet satışla Avrupa’da en çok satan Maxi Scooter unvanını elinde tutuyor.

D-MODE, hız sabitleyici, elektrikli ön cam, akıllı anahtar gibi kapsamlı elektronik kontrol teknolojilerinin yanı sıra ayarlanabilir ekranı, elcik ısıtması ve ısıtmalı selesiyle, ayrıca spor görünüm katan LED farlarıyla TMAX DX gerçekten lüks bir motosiklet haline dönüşmüş.

530 cc sıralı çift silindirli, sıvı soğutmalı motor ve YCC-T birlikte trafik ışıklarından ve kavşaklardan çıkışta çabuk hızlanma olanağı sağlayan güçlü ve yüksek tork üretiyor. Bu son derece akıcı tam otomatik motor, otoyollarda hızlı ve verimli uzak mesafe sürüşlerinde veya eğlence amaçlı sürüşlerde etkileyici hız geçişi sunuyor.

Yamaha mühendisleri, TMAX’i yeni bir çekiş kontrol sistemi (TCS) ile donatmışlar. Bu gelişmiş elektronik sistem kalkışların daha akıcı ve ıslak, kaygan ya da gevşek yol yüzeylerinde yol tutuşunun daha sağlam olmasını sağlayarak sürücü güvenliğine katkıda bulunuyor.

TMAX DX sürücüleri, My TMAX Connect uygulamasıyla cep telefonu uygulamasını kullanarak entegre GPS sistemi sayesinde motosiklet izleyici, uzaktan korna ve flaşör işlevi, düşük akü uyarısı, hız uyarısı ve yolculuk raporu gibi birçok veriye erişebiliyorlar.
Yamaha TMAX ile çok keyifli vakit geçirdim.Test için aldığım bir hafta süresince maalesef sadece bir gün güneş gördüm, genellikle soğuk ve yağmurlu havalarda sürmek zorunda kaldım. Edindiğim en önemli intiba bu makinenin çok güvenli olduğudur. Hatayı engelleyici tüm özellikleri üzerinde barındırıyor. Böyle olunca da insan daha huzurlu motosiklet kullanabiliyor.

Elbette buna güvenip dikkatsiz sürüş yapmayalım, çünkü her daim belirttiğim gibi kazaların yüzde 60’ı etrafındaki araçların ve yayaların motosiklete karşı duyarsız ve dikkatsiz olmasından kaynaklanıyor.

Sonuç:
Yamaha TMAX DX çok rahat ve keyifli bir motor, Yamaha mühendisleri son teknolojik gelişmeleri TMAX üzerine adapte etmişler. Özellikle TMAX de kullanılan güvenlik önlemleri bu makineyi rakip markalardan farklı bir noktaya konumlandırıyor. TMAX hem şehir içinde hem de yakın şehir dışı seyahatlerde kullanmak için çok akıllı bir seçim.

Devamını Oku

VFR1200X çok keyifli ve kullanımı rahat bir motor, Honda’nın teknolojik gelişimlerinin izlerini taşıyor. DCT şanzıman da, şehir içi trafiği için oldukça kullanışlı…

Geçen ay yazımda şu soruyu sormuştum, ”Neden insanlar motora binerek kendilerini riske atıyorlar? Özellikle ülkemizde trafikte saygı ve sevgi eksikliği tavan yapmışken ve farkındalık bu kadar düşükken neden?”

İlk ve ön önemli neden olarak “özgürlük” demiştim. Gelelim diğer sebebe; motor kullanımı zamandan ve paradan tasarruf sağlar, özellikle İstanbul gibi metropollerde otomobil yerine mo- tosiklet tercih ederseniz en az yüzde 50 zamandan, yüzde 50 yakıttan tasarruf edersiniz. Üstelik otomobil içerisinde trafik sıkışıklığı insanların sinir sistemini negatif olarak etkilerken aynı yolu motor ile yapıyorsanız tam tersine keyif ve mutluluk kaçınılmazdır. Bunlara ilave olarak gittiğiniz yerde park yeri arama problemi de yaşamazsınız! Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

Bu ayki konuğum VFR1200X Crosstourer DCT. Sıvı soğutmalı, 16 supaplı, UNICAM V4 silindirli, 1237 cc hacmine sahip bu motor 129,2 beygir gücün- de, maksimum torku 126 Nm@6500 devir/dakika, yakıt kapasitesi 21,5 lt, sele yüksekliği 850 mm ve ağırlığı 287 kg.

Honda’nın normal ve DCT şanzımanlı olarak piyasaya sürdüğü bu enduro tarzı oldukça kıvrak ve torklu bir makine, özellikle virajlarda insan kendini çok güvende hissediyor.

Benim test ettiğim DCT şanzımanlı olan mode- linde vites geçişlerini hiç bir şekilde hissetmiyorsu- nuz, ani duruşlarda yumuşak, dengeli ve çok başarılı.

Ama nedense ben bu tip motorları normal vitesli kullanmayı seviyorum ve öyle tercih ediyorum. Ne kadar trafiğe maruz kalırsam kalayım, motosiklet kullanırken vites değiştireceğim zamana da kendim karar vermek istiyorum! Bu tamamen kişisel bir tercih elbette, yoksa Honda DCT şanzıman teknolojisini tebrik etmekten başka yapılabilecek hiçbir şey yok.

VFR 1200X ile oldukça keyifli vakit geçirdim, İstanbul’un iki yakasında hem otoyollarda hem de ara sokaklarda epey turladım. Kış aylarında motosiklete binmekten pek hoşlanmıyorum, yerlerin genellikle ıslak olması motosiklet tutkunlarında hep bir tereddüt yaratıyor, bu da sürüşten keyif almayı engelliyor. Özellikle kışın sürekli motor kullananlar için en büyük tavsiyem mutlaka kış lastiği kullanılmasıdır. Motosiklette kış lastiği kullanımı otomobile göre çok daha önemli ve hayatidir! Motorda bizi hayata bağlayan sadece ve sadece lastiklerdir. Bunun dışında lastikler ile ilgili dikkat edilmesi gereken diğer bir husus lastik havalarıdır, en azından haftada bir kere üreticinin tavsiye ettiği değerlere uygun hale getir- memiz çok önemlidir. Lastik basınç ayarının düzgün olması, yol tutuşu, viraj ve fren performansını direkt olarak etkiler ve bizim emniyetimizi sağlar, lütfen dikkat edelim!

Sonuç:

Honda VFR 1200X çok keyifli ve kullanımı rahat bir motor, Honda’nın teknolojik gelişimlerinin izlerini taşıyor, DCT şanzıman şehir içi trafiği için oldukça kullanışlı. Hem kısa hem de uzun mesafeli sürüşler için mantıklı bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

2018 MOTORSİKLET FUARI’NIN ARDINDAN

Messe Frankfurt İstanbul tarafından organize edilen motosiklet ve bisiklet sektörünün bölgedeki en kapsamlı ve önemli etkinliği ‘Motobike İstanbul’ bu yıl 140 stand’ta, 260 uluslararası markanın katılımıyla, 16,836 metrekarelik bir alanda 22-25 Şubat 2018 tarihlerinde motosiklet ve bisiklet tutkunlarını ağırladı. Yaklaşık 105 bin kişinin ziyaret ettiği bu önemli organizasyona ilgi her yıl giderek artıyor… Motor fuarları yaklaşırken çok seviniyorum ama fuara gittiğimde yaşadığım karmaşa, gürültü, düzensizlik beni her seferinde çok yoruyor. Yeni çıkan modelleri bile keyifle inceleme fırsatı bulamıyorum maalesef. Bu fuarın kış aylarına denk gelmesi, İstanbul’daki malum trafik sıkışıklığı ve fuarın karmaşası üst üste gelince artık eskisi gibi hevesim kalmadı ne yazık ki!!

Nasıl bir yerde ? Hangi tarihlerde? Ve belki 4 gün değil de 7 gün olarak, insanlara daha fazla dolaşma imkanı verecek şekilde düzenlense fuarlar!

Bir gürültü karmaşası değilde bir panayır havasında! Keşke yetkililer gelişmekte olan bu önemli sektörü biraz daha dikkate alıp yeni bir organizasyon şekli bulabilseler.

Devamını Oku

NEDEN İNSANLAR motora binerek kendilerini riske atıyorlar? Özellikle ülkemizde trafikte saygı ve sevgi eksikliği tavan yapmışken ve farkındalık bu kadar düşükken neden?
Bunun birden fazla sebebi var elbet ama motorla yolları kat ettikçe farkında olmadığım yeni nedenler buluyorum riskleri göze almak için. Bundan sonraki yazılarımda kısaca bunlardan da bahsetmek istiyorum. Ama çok temel bir sebep söylemek istersem “özgürlük” derim. İnsan motorun üstündeyken kendini hiç olmadığı kadar özgür hissediyor, biraz süratlenince yüzünüze çarpan rüzgar, ciğerlerinize dolan oksijen inanın her şeye bedel!
Bu ayki konuğum Honda X-ADV
Sıvı soğutmalı, çift silindirli 745 cc motor hacmine sahip bu yeni jenerasyon motor 55 beygir gücünde, maksimum tork 4750 d/d’da 58 Nm, yakıt kapasitesi
13.1 lt, sele yüksekliği 820 mm ve ağırlığı 238 kg. X-ADV sanki küçük bir “TRANSFORMERS”, Honda’nın DCT şanzımanıyla donatılmış bu motor son derece esnek ve süratli. Anahtarsız çalıştırma teknolojisini de üzerinde bulunduran X-ADV’nin bir kaskın sığabileceği sele altı bölümü mevcut.
Burada belki biraz DCT (DCT-Dual Clutch Transmission) şanzıman üzerinde durmak lazım. Geçtiğimiz 10 yılda daha çok yüksek performanslı araçlarda ve yarış araçlarında çift kavramalı (debdebriyajlı) olarak karşımıza bu tip şanzımanlar çıkmaktadır. Genel çalışma prensibi itibariyle oldukça gelişmiş çift debriyaja sahip bir otomatikleştirilmiş şanzımandır. Ancak otomatik moddayken tork konvertörlü geleneksel otomatik şanzımanlardan bile pürüzsüz ve çabuk geçişlere sahiptir ve daha az yakıt tüketir. DCT şanzımanlarda tork konvertörü yoktur ve motor ile şanzıman arasındaki bağlantıyı bilgisayar kontrollü 2 adet debriyaj gerçekleştirir. Ben bu tip sistemleri şu şekilde tanımlıyorum. Sanki vites kutusunun içinde küçük bir insan oturuyor ve ihtiyaç duyduğunuz anda sizin yerinize vites değiştiriyor.
X-ADV sanki cross ve enduro karışımı bir motor olmuş, gerçekten kalkışı, hızlanması, virajlardaki yumuşaklığı çok başarılı. Gidonu tuttuğunuz anda bile insan kendini iyi hissediyor ve bir yerlere gitmek istiyor.
Motosiklete binmeye bende herkes gibi scooter ile başladım, ilerledikçe motor büyüdü ve vitesli motorlara geçiş yaptım. Ne zaman ki vitesli motorlara alıştım
sonrasında kullandığım scooterlar benim motor kullanma zevkime çok fazla hitap etmemeye başladı. Ancak DCT şanzımanlı motorlar bu görüşümü az da olsa değiştirdi. Elbette bu konu gerçekte tamamen kullanım amacıyla ilgili, sürekli şehir trafiğinde dolaşanların bu tip otomatik vitesli motorları tercih etmesi çok doğal ve çok doğru.
İşte Honda X-ADV’de bu tip bir motor, hem keyifli hem de kullanması çok kolay. Africa Twinde olduğu gibi DCT şanzımanların gaz tepkimelerini aşırı bulduğumu söylemem lazım ancak bu motorda tepkimeler biraz daha kontrol altında, çünkü sol elde de fren var. İnsan doğal olarak bu freni vitesli bir motorun debriyajı gibi kullanarak ilk kalkış hızını sönümlemeyi keşfedip zamanla buna uyum sağlıyor.

X-ADV ile epey yol yaptık, lastik tabanlarının kalınlığı motorda müthiş bir denge yaratmış, yeni jenerasyon motorlarda görmeye alışık olduğumuz IPAD görünümlü göstergede her türlü bilgi mevcut. Oturma pozisyonu enduro tarzı bir motor gibi çok keyifli.

Sonuç:
İlk başta tereddütle yanaştığım bu makineyi çok sevdim, kullanmak çok kolay ve zevkli, manuel vitesi yorucu bulanlar ve şehir trafiğinde çok takılanlar için süper
bir alternatif olduğunu düşünüyorum.

Devamını Oku

Motosikletle ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Çocukluğumdan beri hep aklımdaydı motorsiklet kullanmak fakat hem kendime hemde çevreme güvenemiyordum.40 lı yaşlara geldiğimde otomobil kullanırken daha sakin bir insan olduğumu farkettim, artık delikanlılık dönemi bitmiş yaşanabilecek riskler dikkate alınmaya başlanmıştı.İşte dedim tam zamanı!! Bununla birlikte çok değerli arkadaşım Bilge Hergüner’in motor tutkusu bana örnek oldu ve 2004 yılında 250 CC lik bir scooterla motorsiklet hayatım başladı.ilk bir kaç ayda gördüklerim ve yaşadıklarım neticesinde derhal Honda’nın Şekerpınardaki tesislerinde organize ettiği motorsiklet sürüş teknikleri eğitimini aldım. 2004 yılının sonlarına doğru çok daha bilinçli, kendine güvenen ve etrafındaki tehlikelerin farkında olan bir sürücü haline gelmiştim.

Ne tarz motosiklet kullanıyorsunuz?

Bir dergide Motorsiklet editörlüğü yaptığım için işim gereği her tarz motorsikleti uzun süre test etme imkanı buluyor ve bundan büyük bir keyif alıyorum. Ülkemizde motorsiklet kullanmak oldukça pahalı bir zevk. Ancak özellikle İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsanız mutlaka bir Scooter ihtiyacınız oluyor ve bu ihtiyaç önümüzdeki dönemde çok daha fazla artacak. Şu anda şahsıma ait 250 CC lik bir Scooter’ım var yakın gelecekte ise kısmet olursa 1200 CC’lik bir Enduro motor alma niyetim var.

Motosiklet sizin için de bir yaşam tarzı mı? Sizin için neyi ifade ediyor? Özgürlük? Tutku? Heyecan?

Motorsiklet benim için bir yaşam tarzına dönüştü gerçekten, iki teker üzerinde yolları katetikçe farkında olmadığım yeni sebeplerde buluyorum motor kullanmak ve riskleri göze almak için. Temel olarak neyi ifade ediyor diye sorarsanız “özgürlük”derdim. İnsan motorun üstündeyken hiç hissetmediği kadar kendini özgür hissediyor, biraz süratlenince yüzünüze çarpan rüzgar, ciğerlerinize dolan oksijen inanın herşeye bedel!!

Elbette motorsiklet başlıbaşına  her anı heyecan dolu bir tutku. Zaten hiç tehlike ve heyecan olmasa bu kadar cezbedici olmazdı ama kullandıkça anlıyorumki bazı farklı duygular var bu işin içinde, sanki “gizli bir kardeşlik”var motoru keyif için kullananlar arasında, birbirlerine olan saygıları, yardımlaşmaları, selamlaşmaları, otomobilde hiç alışık olmadığımız yol vermeleri. Bu benim için çok anlamlı, birbirini hiç tanımayan ama aynı tutkuyu paylaşmaktan dolayı birbirine değer veren, saygı duyan bir topluluk, bu yüzden motora binmenin dışında çok daha fazla seviyorum bu olguyu ve bu topluluğun bir üyesi olmayı.

Motosiklet kullanırken hız yapmayı seviyor musunuz?

Asla!! Motorsiklet kullanmak zaten başlı başına bir risk Türkiye’de bu sebeple ben mümkün olduğunca sakin ve yavaş kullanmayı tercih ediyorum. Özellikle otomobil ve motorsiklet konularında aldığım eğitimler herhangi bir kara taşıtının 50 Km/h üzerinde kontrolünün ne kadar zor olduğunu öğretti bana. Ayrıca önümde sağlıklı yaşamak istediğim bir hayatım var.

Yeni bir motosiklet alırken öncelikleriniz neler?

Motorsiklet belli bir yaştan sonra özellikle erkeklerin boş vakitlerini değerlendirdikleri  bir hobiye dönüşmüş vaziyette .Motorla bir yere gitmek, kahve içmek, temizliğini ve bakımını yapmak, yapılabilirse bir kaç günlük uzak noktalara gidip can dostlarla vakit geçirmek, motorcu diğer arkadaşlarla bir araya gelip motorlar hakkında sohbetler yapmak çok önemli ve kıymetli. Bu sebeple aldığınız motorun dış görüntüsü en önemli unsur bana göre, yani seyrederken keyif almanız gerekiyor. Bununla birlikte kullanım tarzınız, kilonuz, boyunuz ve ihtiyacınıza göre motor stilinizi belirlemeniz lazım, örnek olarak benim boyum 1.87, ağırlığım 87 kg, bu verilerle bir Enduro motora binebilirim ama 1.60 boyunda 60 kg bir insanın Enduro motora binmesi çok doğru değil. Bunların dışında bütçeden bağımsız mutlaka ABS fren sisteminin bulunması gerektiğini belirtmem lazım.

Trafiğin çok yoğun olduğu İstanbul gibi bir metropolde motosiklet kullanmanın ne tür avantajlarını yaşıyorsunuz?

Motor kullanımı zamandan ve paradan tasarruf sağlıyor, özellikle İstanbul gibi metropollerde otomobil yerine motorsiklet tercih ederseniz en az %50 zamandan, %50 yakıttan tasarruf edersiniz. Üstelik otomobil içerisinde trafik sıkışıklığı insanların sinir sistemini negatif olarak etkilerken aynı yolu motor ile yapıyorsanız tam tersine  keyif ve mutluluk kaçınılmaz oluyor. Bunlara ilave olarak gittiğiniz yerde  park yeri arama problemi de yaşamayacaksınız!! Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

Kulüplere üyeliğiniz var mı?

Fanatik bir BJK taraftarı ve klüp üyesiyim, maçalara gitmeye veya en azından TV den izlemeye gayret ediyorum.

Vermek istediğiniz önemli bir mesaj var mı?

2016 yılı toplam verilerine göre 295 bin ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasının 46 binini Motorsiklet kazaları oluşturuyor.

Türkiyede trafik ile ilgili katetmemiz gereken çok yol, yapılması gereken çok iş, alınması gereken çok önlem var.Trafiğe çıkan tüm araç sürücülerinin ve yayaların bilinçlendirilmesi ve farkındalıklarının arttırılması gerekiyor.

Bırakın trafikte motor kullanıcılarına saygıyı, Türkiye’de insanların hiçbir yerde birbirlerine saygısı ve sevgisi yok, zaten temel problem de bu!!

Ancak bunu aşarsak ve üzerine ciddi bir eğitim koyarsak işte o zaman yavaş yavaş iyileşme başlayacak.

Özetle Sevgi, Saygı ve Eğitim!!!

Tamer Atsan

Dünya Gazetesi Röportajı

Devamını Oku

K1600 GTL ile 4 gün beraber olduk, her fırsatta kullanmaya gayret ettim, çok sevmememe rağmen işe motorla gittim, akşam iş çıkışı eve gitmek yerine yoğun trafikte Göztepe’den Tuzla’ya kadar yol yaptım çünkü böyle bir makineyi çok az kullanmak, tadını çıkartmamak gerçekten olurdu…

Her yazımda trafikte farkındalık konusuna dikkat çekmeye çalışıyorum, tüm sürücülerin sakin bir şekilde seyretmeleri, birbirlerine saygılı ve anlayışlı
olmaları önemli bir konu. Tabii bunlardan daha önce biz motosiklet tutkunlarının bu tehlikeli makineye binerken mutlaka uyması gereken kuralları da belirtmeye çalışıyorum ama maalesef yine ihmaller yaşanıyor ve yine genç yaşta insanlar bu yüzden hayatlarını kaybediyor. Geçtiğimiz günlerde “Tek teker Arif” olarak tanınan motosiklet şovmeni Arif Razgatlıoğlu motosikletiyle kasksız olarak Antalya’da geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Huzur içinde
yatsın, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Bırakın kuvvetli bir motosikleti 250 cc’lik bir scooter’a binerken bile kask çok çok önemli. Ufacık bir denge kaybı neticesinde sadece 10 km/s hızla giderken yana doğru düşseniz ve kaskınız yoksa yüzde 50 üzerinde hayati risk, hele kafanız kaldırım köşesine denk gelirse bu risk çok daha fazla! Bu işin şakası yok!
Bu ayki konuğum BMW K1600 GTL Dolu depo ile ağırlığı 360 kg, boyu 2.5 metre, görüntü olarak tam bir DEV. Motor 1650 cc, güç 160 HP, tork 175 Nm, dünyanın en hafif 6 silindirli motoruna sahip. Welcome on board Sanki bir F1 aracının uysallaştırılmış karakterine sahip Shifting Assistant Pro (quick shifter) debriyaj ile vites değiştirmeden bile daha rahat ve yumuşak bir hissiyat sağlıyor. Ride By Wire teknolojisiyle kumanda edilen gaz hissiyatı adeta kedi sevmeye benziyor. Frenler, BMW Motorrad ABS. Markanın özelliği itibariyle, hiçbir rakibi daha erken duramıyor. Gerek fren merkezleri, gerek beyin, gerekse elektronik amortisör ayarı Dynamic ESA ve amortisörlerin kendisi, öylesine mükemmel bir harmoniyle çalışıyor ki bir benzerine rastlamak pek kolay değil. Motorcuların kabusu hafif meyilli park durumları için geri vites inanılmaz rahatlık sağlıyor. Benim bildiğim ve test ettiğim neredeyse tüm aydınlatma teknolojilerini barındırıyor (LED gündüz sürüş farları, LED sis farı + stop ve sinyaller; halojen uzun farları; Adaptive Xenon, kısa hüzmeli far) Adaptive Xenon yatış açısına göre viraj içerisini aydınlatıyor. BMW’nin Touring modellerinde kullandığı müzik sistemi özellikle uzun yollarda keyifli vakit geçirmenize yardımcı oluyor.

Elcik ve koltuk ısıtma sistemleri zaten bu tip makinenin üzerinde standart olarak bulunan donanımlar.

Çekiş kontrol ASC’den (Automatic Stability Control) DTC’ye (Dynamic Traction Control) evrildi. Bu sayede içerisindeki elektronik jiroskop motorun yatış açısına bakarak arka tekerin kontrol altında tutulmasını sağlarken ne kadar hassas davranması gerektiğine karar veriyor. Bu sayede gaz tepkisinde performans ve hassasiyet kaybı yaşanmıyor, momentum kaybı ortadan kalkıyor.

Hill Start Control (yokuş kalkış kontrolü) her açıda ve zeminde güvenle kalkış yapılmasını sağlıyor.

ABS Pro (viraj içi ABS’si) bu dev cüsseye rağmen virajda dahi kopmaya ve dalmaya engel olarak BMW’nin “360 derece güvenlik” konseptine çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Analog ve dijital olarak iç içe tasarlanmış gösterge panelinde tüm bahsettiğim özelliklere ait bilgilere ulaşmak ve sürüş modlarını ayarlamak oldukça kolay.

İnsan böyle bir dev makinenin üzerine binip çalıştırdığında endişe ediyor ancak hareket ettiğinizde her şey bambaşka bir boyut kazanıyor.

Kullanması 650 cc’lik birçok enduro motor kadar kolay, yumuşaklığı, virajlardaki rahatlığı, hızlanması, frenlerin tepkisi muhteşem. Tüm bu anlattıklarımla sanki insan yerde bir uçak kullanıyor hissine kapılıyor. Böyle bir motora sahipseniz buralarda durmanız pek doğru değil, ilk fırsatta şehir dışı, mümkünse ülke dışına çıkmak gerekiyor.
K1600 GTL ile 4 gün beraber olduk, her fırsatta kullanmaya gayret ettim, çok sevmememe rağmen işe motorla gittim, hiç sevmememe rağmen akşam iş çıkışı eve
gitmek yerine yoğun trafikte Göztepe’den Tuzla’ya kadar yol yaptım çünkü böyle bir makineyi çok az kullanmak, tanımamak, tadını çıkartmamak gerçekten yazık olurdu.

Sonuç:
BMW K1600 GTL çok keyifli bir motor, çok etkilendim. Bildiğimiz ve alışık olduğumuz Touring makinelerden çok farklı ve üstün. Elbette bu üstünlüğün maliyete yansımaları vardır. Ama ben teknik ve sürüş açısından değerlendirme yapıyorum ve BMW’nin bu üstün motorunu imkanı olan herkese keyifle tavsiye ediyorum.

Devamını Oku

Mükemmel aerodinamik bir kasa tasarlayan KTM mühendisleri, şehir içinde bile kullanırken insana büyük keyif veren bir motor üretmişler…

Öncelikle bir teşekkür ile başlamak istiyorum. Oasis Designer Outlet, motosikletlerin ve diğer araç sürücülerinin trafikte karşılıklı anlayış içerisinde var olmalarını sağlamak, motorsikletlerin yaşadıkları zorluklara dikkat çekmek amacıyla önemli bir toplumsal farkındalık projesine imza attı.14-15 Ekim tarihlerinde Motorsiklet Kullanıcıları ve Sporları Federasyonu (MKSF) işbirliği ile gerçekleştirilen trafikte motosikletlere yönelik farkındalığın oluşturulması amacıyla düzenlenen bu etkinliğe binlerce kişi katıldı.

2016 yılı toplam verilerine göre 295 bin ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasının 46 binini Motorsiklet kazalarının oluşturduğu ülkemizde bu tip etkinliklere çok ihtiyaç duyuyoruz, TEBRİKLER!

Çok soğuk bir kışın yaklaştığı söyleniyor. Hiç sevmiyorum üşüme yi, hele motor kullanırken üşümek bütün sürüş keyfimi bitiriyor. Çok kalın giyinmek de özellikle motor kullanırken hareket kabiliyetini sınırlıyor, bu yüzden termal içlikler ideal, mutlaka tavsiye ederim, hem çok kalın giyinmenize gerek kalmıyor hem de çok rahat hareket edebiliyorsunuz.

Bu cüsseli motora hakim olmak sandığımdan çok daha kolay ve keyifliydi. Mükemmel aerodinamik bir kasa tasarlayan KTM mühendisleri şehir içinde bile kullanırken insana büyük keyif veren bir motor üretmişler.

Elbette sadece şehir içinde motor kullanan insanlar için ideal bir motor olduğunu söylemek çok doğru olmaz. Uzun yol yapan, özellikle sıklıkla yol dışına çıkan, mıcırlı, toprak, kum yollara sapan, dağ tepe demeden dolaşan ve işi olduğunda şehir trafiğine de giren sürücüler için de oldukça keyifli bir motor olduğunu söylemek lazım.

Çok fazla teknik detaylara girmeden dikkatimi çeken birkaç önemli özelliğinden bahsedersem; Çok şık dizayn edilmiş LED far, büyük TFT ekran ve entegre viraj farları, hepsi ışıklı mod switchi ile kontrol edilen motosiklet çekiş kontrolü (MTC) ve viraj ABS’li MSC gibi elektronik sistemler günün her saati her şartta kullanımı kolaylaştırıyor.

Arkada PDS amortisör şeklinde geliştirilmiş süspansiyon ve önde 48 mm’lik ters çataldan oluşan tamamıyla ayarlanabilir WP süspansiyonlar her türlü arazi şartında eğlencenizi üst düzeyde tutabiliyor. Motosikletin depo hacmi 23 litre.

Tüm bu özellikleriyle KTM 1290 Super Advanture S tam bir macera arkadaşı! Bu motosiklette sıvı soğutmalı 2 silindir 4 zamanlı motor, 6 vitesli tırnaklı şanzıman ve dijital ateşleme ayar özelliğine sahip, anahtarsız tamel ektronik ateşleme tertibatı bulunuyor.

Bir sürücünün ihtiyacı olabilecek tüm bilgiler 6,5 inçlik TFT ekranda mevcut, üstelik bu ekran parlamaz ve parmak izi bırakmaz kaplamasıyla direkt gün ışığında bile kendi kendine renk değiştirerek görmenizi sağlıyor.

KTM’nin ekranı açıldığında size ilginç bir sloganla merhaba diyor “Ready to Race”.

Çok şık dizayn edilmiş LED far, büyük ekran ve entegre viraj farları, hepsi ışıklı mod switchi ile kontrol edilen motosiklet çekiş kontrolü (MTC) ve viraj ABS’li MSC gibi elektronik sistemler günün her saati her şartta kullanımı kolaylaştırıyor.

Bir Avusturya markası olan KTM beklentilerimin üzerinde bir motor olarak karşıma çıktı ve bugüne kadar ilk defa kullanma fırsatı bulduğum bu markaya ön yargılı yaklaştığımı ve haksızlık ettiğimi itiraf ediyorum.

Her fırsatta sizi sürüşe ve maceraya davet ediyor. Böyle bir makineyi kapıda bekletmek haksızlık. Sadece KTM garajda duruyor ve yazık oluyor diye hiç sevmememe rağmen yağmur yağarken Fenerbahçe’den Bebek’e gidip kahve içtim. 1290 Super Advanture S size o kadar güven veriyor ki hiçbir hava ve yol koşulu sizin yola çıkmanıza engel olamıyor.

Sonuç:

Hırçın delikanlı beni çok etkiledi, dev cüssesine rağmen manevra ve yol tutuş kabiliyeti, sele konforu ve sahip olduğu teknolojik özellikler gerçekten çok keyifli. KTM 1290 Super Advanture S özellikle Off-Road ve uzun yol yapacaklar için çok akıllıca bir tercih olacaktır.

Sevgiyle kalın…

Devamını Oku

Kullanması oldukça kolay… Kasanın hafifliği ve aerodinamik yapısından dolayı özellikle şehir içinde vitesli motor kullanmayı sevenler kadar, şehirler arası yol gidenler için de oldukça ideal bir seçenek…

İş kapıda, motor kullanmak giderek daha zor ve riskli hale gelecek. Trafikte son zamanlarda çok daha büyük bir tehlike var ve giderek herkesin can güvenliğini tehdit ediyor; cep telefonu kullanımı!

Akıllı telefonlarda büyük bir artış yaşanması ile birlikte araç sürücüleri mesajlarına bakmak, trafikte vakit geçirmek, haberleri incelemek gibi birçok sebeple sürekli telefonlarına bakıyorlar. Araç kullanırken telefona konsantre olmak ve dikkatin dağılması çok tehlikeli. Bu tehlike araç içinde seyredenlerden daha çok yayalar ve motosikletleriçingeçerli.Bukonudaacilolarakbilinçlenmeye ihtiyacımız var, telefonu elimize aldığımız anda yaşanabilecek olumsuzlukları da hesap etmemiz çok önemli…

BUAY Kİ KONUĞUM SUZUKI T ABS

Bir kaç kelime ile özetlersek çok rahat ve fonksiyonel bir motor. V-Strom, kullanması oldukça kolay, kasanın hafifliği ve aerodina mik yapısından dolayı özellikle şehir içi vitesli motor kullanmayı sevenler ve aynı zamanda şehirler arası kullanım için çok keyifli bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.

Motor ile ilgili teknik özelliklere kısaca bir göz atarsak; motor tipi 4 zamanlı 90 derece V-Twin, sıvı soğutmalı, 645 cc silindir hacmine sahip. Bu makinanın sıkıştırma oranı 11,2:1, nominal gücü 52kW/ 8.800 dak ve maksimum tork 62 Nm / 6500 dk , 6 vitesli sürekli kavramalı şanzımana ve elektronik ateşlemeye sahip. Motorun ağırlığı 213 kg ve sele yüksekliği 835 mm. Depo hacmi ise 20 lt. V-Strom çok yakışıklı bir motor olmuş, dizaynı ve duruşu motor statik haldeyken bile sahibine keyif veriyor, insanı bir yerlere git – meye teşvik ediyor. Test için 10 gün boyunca hem şehir içi hem de şehir dışı yol yapma fırsatı bulduğum Suzuki V-Strom’u kullandıkça daha da içim ısındı. Sanki vücuduma çok uyan şık bir elbise gibi hissettirdi bana. En çok manevra kabiliyetinden etkilendim, büyük hacimli motorlarla yapmaya çekindiğiniz kısa mesafeli dönüşlerde müthiş bir kolaylık sağlıyor.

Oldukça şık ve fonksiyonel bir gösterge paneli sunmuş Suzuki. Analog gösterge ile motor devrini ve elektronik gösterge ile ihtiyacınız olan tü diğer bilgileri elde edebiliyorsunuz. Vites geçişlerine hayran kaldım, hiç yormuyor ve keyif veriyor, standart olarak sunulan ABS kullanıcılarına güven veriyor.

Sonuç:

Suzuki V-Strom 650 şehir içi ve şehirler arası her türlü yolda tavsiye edebileceğim çok keyifli bir motor.

Sevgiyle kalın…

Devamını Oku

Bu güzel bahar aylarında motor kullanmak çok keyifli. Bu keyifli aydaki test konuğum Africa Twin ile 2 haftalık beraberliğimizde birbirimize çok alıştık, ayrılmamız da zor oldu… 

Sıcak günleri geride bırakıyoruz. Motor kullanmak için en ideal mevsim ilkbahar ve sonbahar. 15-20 derece arasındaki sıcaklık sayesinde üşümeden ve terlemeden motora binmek mümkün, üstelik doğanın bize sunduğu çeşitli çiçek ve bitki kokuları sürüşümüze ayrı bir keyif katıyor. Ama yine de bahar bile olsa her zaman hafif çiseleyen veya çok şiddetli yağmurdan kaçınmak gerekiyor, çünkü bu tip şartlarda motor üzerindeyken bizi hayata bağlayan lastiklerin yola tutunma güçleri çok zayıflıyor.

Havanın 4 derecenin altında olduğu şartlar ise çok tehlikeli çünkü yerde buzlanma başlıyor, mümkünse motora hiç yanaşmayalım. Her ne koşulda motora binersek binelim olmazsa olmaz ekipmanlar var, bu ekipmanları kullanmaya üşenmemek çok önemli. Hava şartları ne olursa olsun; iyi bir kask, omuz, bel ve dirsek korumalı mont, eldiven, dizlik ve korumalı bot kullanmayı ihmal etmeyin!
Tüm bu ekipmanı 30 derece ve üzerindeki sıcaklıklarda giymek çok kolay değil, kabul ediyorum ama ufak bir düşmede bile bunların ne kadar hayati bir önem taşıdığını hemen anlayabilirsiniz.

Gelelim Honda Africa Twin’e. Öncelikle şunu belirtmeliyim. Ben her ay okurlarımla paylaşacağım motorları seçerken markaların ön plana çıkartmak istediklerini değil, sahip olmayı arzu ettiğim motorları test ediyorum.

Her yeni motora bindiğinizde belli bir alışma süreci vardır. Africa Twin’e ise çok çabuk alıştım. Bu motorla biraz yol yapmak, hatta mümkünse tepe bayır, toz toprak demeden dolaşılmak lazım. Kendinizi çok fazla düz yollara şartlamayın, çevirin rotanızı doğaya doğru ve açın gazı!

İşte ben de aynen öyle yaptım, İstanbul’dan Şile’ye Ağva’ya ve son durak Kandıra’ya gittim.
Dakar tarihiyle iç içe olan köklerine sadık Africa Twin, şehir içi kullanımda pratik olmasının yanında şehir dışı kullanımda da konforlu bir motosiklet. 6 kademeli düz vitesli modelin yanı sıra opsiyonel çift kavramalı otomatik şanzımana (DCT) sahip bu motosiklet asfalt yollara, tozlu parkurlara ve dik dağ geçitlerine uyum sağlıyor. Düz veya otomatik vites değiştirme seçeneği sunuyor.

Benim test ettiğim DCT otomatik şanzımanlı versiyonunda gaz ayarı çok keyifli, vites kutusu çok iyi çalışıyor ancak ilk harekete geçişte gazın tepkisi sanki biraz fazla. Çok az bir gaz açışta motorun bir anda ileri fırlaması, alışık olmayanlar için tehlike yaratabilir. Dikkat edilmesi gerekiyor.

Güçlü 1000 cc paralel çift silindir 4 supaplı Unicam tasarımını kullanmış bu da oldukça tatmin edici bir tork sağlıyor. Frenler (ABS standart) yüksek düzeyde his ve güçlü durdurma kuvveti için yüzer disklere sahip. Motorda lastik gidon kolu kelepçeler kullanılmış. Bu özellik, zıpladıktan sonra yere inerken her türlü titreşimi ve darbeyi oldukça azaltıyor.

İnce ve sağlam gövdesi, CRF etkisinin ve davranışının keskin hatlarını yansıtıyor. İyi düzeyde hava koruması ile hafif ve çevik olan bu motosiklet; pratik ve günlük şehir içi kullanım için de ideal hissettiriyor. 18.8 litre yakıt tankını hoş bir şekilde saklayan ince tasarımı ve yakıt verimliliği sağlayan motoru 400 km’ye kadar sürüş imkanı sağlamış.

Africa Twin’de kullanılan çift LED farlar yakıldıkları zaman Dakar’ı kazanan makinelerin hatıralarını canlandırıyor. Arka çamurluk ve lamba ise çok şık dizayn edilmiş. Ön cam ve panel, bütün rüzgar gücünü ters yöne çevirmek için tasarlanmış.

Böylece, yüksek hızda gezinti sırasında sarsılma etkisinin azalmasının yanı sıra gösterge ekranının hemen önüne yerleştirilen akıllı hava kanalları sayesinde yüksek hızlarda denge sağlanıyor. Dikey, kokpit tasarımlı, tamamen fonksiyonel LCD gösterge hızı, hava sıcaklığını, yakıtı, DCT vites değişimlerini, saati gösteriyor. Tüm bu bilgiler, tek bir bakışla geri bildirim vermek üzere çok güzel bir şekilde ayarlanmış.

Bir macera motosikletinde uzun seyirli süspansiyon ve yerden yüksekliğin fazla oluşu çoğu zaman yüksek sele anlamına gelir. Ancak bu, Africa Twin için bir sorun olmamış, çünkü geniş ve konforlu selesi standart 870 mm’den daha kullanışlı olan 850 mm’ye düşürülebiliyor.

Frenler (ABS standart) yüksek düzeyde his ve güçlü durdurma kuvveti için yüzer disklere sahip. Motorda lastik gidon kolu kelepçeler kullanılmış. Bu özellik, zıpladıktan sonra yere inerken her türlü titreşimi ve darbeyi oldukça azaltıyor.

İnce ve sağlam gövdesi, CRF etkisinin ve davranışının keskin hatlarını yansıtıyor. İyi düzeyde hava koruması ile hafif ve çevik olan bu motosiklet; pratik ve günlük şehir içi kullanım için de ideal hissettiriyor.

Sonuç:

Africa Twin ile 2 haftalık beraberliğimizde birbirimize çok alıştık, ayrılmamız da zor oldu. Kullanım pratikliği, dik sürüş pozisyonu, geniş gidonu, süspansiyon sistemi, virajlardaki dengesi ile bende çok olumlu bir etki bıraktı. Fiyat ve kalite dengelerine göre doğru bir motor olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Sevgiyle kalın…

Devamını Oku

ÖNCELİKLE bu ay yazıma değerli bir kardeşimizin kaybından duyduğum üzüntüyle başlamak istiyorum… “Altın Elbiseli Adam”; Söyleyecek çok şey var!!! Söylenecek hiç bir şey yok!!!
Değerli Barkın Bayoğlu’nu elim bir kaza neticesinde kaybettik, huzur içinde yatsın, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Türkiye’de trafik ile ilgili katetmemiz gereken çok yol var, yapılması gereken çok iş var, alınması gereken çok önlem var. Trafiğe çıkan tüm araç sürücülerinin ve yayaların bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bırakın trafikte motor kullanıcılarına saygıyı, Türkiye’de insanların hiçbir yerde birbirlerine saygısı ve sevgisi yok, zaten problem de bu.
Ancak bunu aşarsak ve üzerine ciddi bir eğitim koyarsak işte o zaman yavaş yavaş iyileşme başlayacak.
ÖZETLE SEVGİ, SAYGI VE EĞİTİM!!!
Hep birlikte kabul edelim, motosiklet kullanmak tehlikeli, özellikle Türkiye’de yaşıyorsanız.

Her motor kullanıcısının bir başlama, öğrenme, gelişme, endişe etme, yavaşlama ve sonlandırma çan eğrisi vardır. Eğer sağlıklı bir şekilde endişe etme evresine gelinebildiyse motor kullanmak ‘atlayıp uzaklara gidelim’den; daha çok şehir içinde dolaşayım, bir yerde bir kahve içerken motorumu seyredeyim, kendime ait bir zamanda keyifli vakit geçireyim şekline dönüşmeye başlıyor.
İşte tam bu noktada MotoGuzzi den bahsetmek lazım. TrendMotor’dan değerli dostlarım Pazarlama Müdürü Umut Ceyhun ve Pazarlama İletişim Koordinatörü Nihat Germeyan’ın önerileriyle MotoGuzzi V7 III SPECIAL 750 cc’lik motoru test ettim, kendilerine teşekkür ediyorum. 744 cc, 6200 d/d’da 52 beygir üreten bu makina 6 vitesli ve ABS standart olarak sunulmuş, toplam ağırlığı 193 kg.
MOTOGUZZI GERÇEK BIR KLASİK
Öncelikle bu tip klasik motosikletlerde (diğer markaların isimlerini vermek istemiyorum) en karizmatik olanı bana göre MotoGuzzi. Şimdilerde her marka kendi tarzıyla bir klasik motor yaratmaya çalışıyor çünkü yazımın başında belirttiğim gibi ileri yaşlardaki insanlar tamamen yakın çevrede vakit geçirmek ve bir motora sahip olmak adına klasik motorlara yönelmeye başladılar.
Bu tip klasiklerin diğer tarzlara göre bir takım dezavantajlarıda çoğunlukla hava soğutmalı motorlara sahip olmaları. Bu sebeple çok sıcak havalarda trafikte kullanmanızı önermiyorum.

MOTOGUZZI BENİ EPEY ŞAŞIRTTI
Motoru ilk aldığım gün doğal olarak adaptasyon problemi yaşadım, bugüne kadar kullandığım motorlara göre son derece sade görünümlü ve basit bir motor.
Vites aralıkları çok yakın, yere çok yakın görünse de oturma pozisyonu oldukça konforlu ve hiç yormuyor. MotoGuzzi’yi 4 gün test etme fırsatım oldu, her geçen gün biraz daha alıştım ve biraz daha hayran kaldım.
Bu tip klasik motorlarda çift gösterge benim her zaman favorim, basit olmasına rağmen göstergede ihtiyaç duyulan tüm bilgiler mevcut.
Motorun marşına bastığınız an çok farklı bir motor sesiyle karşılaşıyorsunuz, bu dehşet derecede keyifli bir ses, gerçekten çok etkilendim. Motorun akselerasyonu ve dengesi oldukça başarılı, özellikle virajlara Guzzi ile girmek büyük bir zevk.
MotoGuzzi için söylenecek çok fazla bir şey yok, bu tarz motorlar sizin ilginizi çekiyorsa, sürüşüyle, klasik şıklığı ile ve muhteşem sesiyle bence mükemmel bir tercih!
Evinizin önünde bir MotoGuzzi’nin olduğunu bilmek, vakit buldukça onunla yol yapmak ve şehrin tadını çıkartmak, özetle bir motor ile bir aşk yaşamak istiyorsanız adres: MotoGuzzi

Devamını Oku